EĞİTİMDE DÖNÜŞÜMÜN AKTÖRLERİ OLMALIYIZ


303 | 08.01.2018
| |

EĞİTİMDE DÖNÜŞÜMÜN AKTÖRLERİ OLMALIYIZ

Eğitim-Bir-Sen Kırşehir Şubesi İş Yeri temsilcileri istişare toplantısı 07/01/2018 tarihinde iki oturum halinde Ahi Evran Üniversitesi Yunus Emre salonunda gerçekleştirildi. Saat 10:00’da başlayan toplantı 16:00’da sona erdi. On beş günde bir düzenli olarak yapılan toplantıya bu buluşmada Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi,  Çalışma Hayatı Uzmanı Tarkan Zengin, Şube ve İlçe Yönetimleri, İş yeri temsilcileri ve Kadınlar Komisyonu üyeleri katıldı. Toplantı açılışın ardından, Eğitim-Bir-Sen tanıtım filminin izlenmesi, Şube Başkanı Oktay Cebeci’nin konuşması, Kazanımlar sunumu, Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi’nin konuşması ile devam etti. Öğleden sonraki bölümde ise Çalışma Hayatı Uzmanı Tarkan Zengin  Kamuda Etkili Sendikacılık ve Temsili  konulu bir sunum gerçekleştirdi. 

 

Şube Başkanı Oktay Cebeci konuşmasında Eğitim-Bir-Sen’in kuruluş döneminden günümüze gelinen sürece değinerek şunları kaydetti:

“Dünyada ve ülkemizde batılı paradigmaların, batılıların hakim olduğu bir sendikacılık yerine, fütüvvet geleneğinin, ahilik anlayışının devamı ve günümüze yansıması olan bir anlayışla yola çıktık. Hakkın ve haklının yanında yer alarak mücadelemize devam ediyoruz. Tüm üyelerimizin her türlü sorun, öneri ve eleştirilerini dikkate alarak ortaya somut bir şeyler koyma kararlılığındayız. Bu manada siz iş yeri temsilcilerimizin bizi geri bildirimle beslemesi, büyütmesi gerekir. Bazen bir üyemizin sorununu duymadığımız veya geç duyduğumuz zamanlar oluyor. O zaman da iş işten geçmiş olabiliyor. Bu nedenle kişisel, hukuki, özlük hakları konusunda bizleri haberdar etmeniz önemli. Sendikacılık koordineli yapılırsa  başarı elde edilebilir.

Kısaca yaptığımız faaliyetlerden de söz etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi sizlerle iki haftada bir farklı gündem ve konuklarla buluşmalar gerçekleştiriyoruz. Buna bunda sonra da devam edeceğiz. Tüm üyelerimizle yılda en bir kez olsun buluşmak maksadıyla haf ta sonları gruplar halinde kahvaltılı toplantılarız var.  ADEM (Akademik Düşünce ve Eğitim Topluluğu) olarak  üniversiteli gençlerimizle çalışmalarımız var. Bayan üyelerimiz yönelik kitap okuma, gezi, hadis okuma gibi faklı ve düzenli devam eden çalışmalarımız devam edecek. Yine erkek üyelerimizin katıldığı edebiyat, fikir okumaları grupları, futbol turnuvası, İHH ile ortak yetim Projemiz diğer faaliyetlerimizden bazıları. Her ramazanda yaptığımız çalışmalar bulunmakta. İlçelerimizde ve bundan sonra köylerimizde devam edecek olan Aile ve Öğrenci Eğitimi seminerlerimiz sürmekte. Sendika şubemizde her cumartesi aile danışmanlığı ve eğitim danışmanlığı ilgi ile takip ediliyor.”  Cebeci konuşmasını tüm bu çalışmalara verdiği destek, ilgi , emek ve katkılarından dolayı katılımcılara teşekkürle tamamladı.

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi  konuşmasına Kurucu Genel Başkan Mehmet Akif İnan’ın Kudüs Şairi olarak anılmasından hareketle Kudüs’ün neden bizler için önemli olduğuna değinerek başladı. SELVİ konuşmasının satır başlarında şunlara değindi:

“Büyük insanlar ve kurumlar yaptığı hizmetlerle öne çıkar ve anılır. Akif İnan ve Eğitim-Bir-Sen’in günümüzde geldiği nokta budur. Bunu hiç şüphesiz üyelerimize ve sizlere borçluyuz. Bir sendika bir fazla da olsa etkisini, yetkisini, gücünü üye sayısından alır. Bu sayıyı yaptığımız çalışmalarla toplumun önüne çıkar ve anılırlar. Sendikaya üye olan her üye verilecek olan emek mücadelesinin bir parçasıdır. Bir öneriniz, görüşünüz, çalışmanız varsa bunu gerçekleştirmenin yolu yetkili sendika olmaktan geçer. Yoksa değerli bir fikir ancak dost ortamlarda söylenmekle kalır. Sendikal örgütlülük bunun için önemlidir. Ancak unutmayalım ki, bu gücü kötüye kullanmak isteyenler her zaman çıkacaktır. Kızgın ve emeğinin hakkını alamamış insanlar üzerinden siyaset yapmak isteyenler her dönemde olmuştur. Çalışanları kullanarak ideolojisini, kişisel hesaplarını gerçekleştirmek isteyenler hep olmuştur.  Bir zümrenin çalıştığı, başka bir zümrenin onlar üzerinden geçindiği çokça örnek var dünya sendikacılık tarihinde.  İnsanca yaşamak herkesin hakkıdır diyen bir mücadelenin olması gerekir. İşte Eğitim-Bir-Sen bunun için vardır, Memur-Sen böyle bir zihniyet temelinde inşa olmuş bir yapıdır. Bunun için sendika önemlidir. Şunu da unutmayalım yüz yıllık bir geçmişi de olsa hiçbir sendika tüm sorunları yenmiş değildir. Yani sürekli bir mücadele alanı her zaman vardır. Sendikacılık sadece yöneticiler eliyle yürütülecek bir çalışma da değil, hep birlikte sürdürmemiz gereken, her bir üyemizin katkısıyla zenginleşerek, dinamikleşerek yapılacak bir iştir. Üyeden genel merkeze kadar görevli herkesin uyumlu, insicamlı bir birlikteliğe ihtiyacı var.

İkinci önemli konu şu; insanlık tarihini en önemli gündemlerinden biri de eğitim oluşudur. Her ülke her toplum eğitime önem vermek zorundadır. Ancak emsaller arasında hep bir yarış söz konusudur. Emsallerimizle olan mesafemiz nasıldır, eğitimimizi nereye taşıyabildik, başarı öykülerinizi yazabilecek gençleri yetiştirebildik mi, acaba ideallerimiz temennilerden mi ibaret yoksa bunları gerçekleştirebilecek potansiyele ve kitleye sahip miyiz ? Teorik olarak  tüm toplumlar buna sahiptir. Ama pratikte bunu başarabilen çok az. Eğitimde yapılacaklar bunun için çok önemli.  Bunu sadece devlet eliyle gerçekleştirmek zordur, devlet en büyük katkıyı sağlar.  Devlet alt yapı , personel vs. temin eder ancak toplumun her kesimi buna katkı sunmak zorunda.  Eğitimle ilgili kendini sorumlu gören herkes buna mecburdur. İşte, Eğitim-Bir-Sen bu konuda en büyük eğitim örgütü olarak katkı sunmak zorunda. Eğitimin tüm dönüşüm ve gelişim süreçlerine katkı sunma yükümlülüğümüz var.  Her türlü rapor ve  çalışmalarla eğitime tesir etmeliyiz.  Arge çalışmalarımızı bunun için hızlandırdık, eğitimle ilgili her adımı izliyor ve öneri sunmaya ve kafa yormaya devam ediyoruz. 2016 ve 2017 Eğitim İzleme ve Değerlendirme raporlarımızı bunun için hazırladık.  Eğitim konusunda rekabet ettiklerimizle değerlendirince istenen seviyede olmadığımızı gördük.  Eğitimle ilgili çalışmanın çoğu öğretimle alakalı, esas eğitimle alakalı kısmı sadece okulla sınırlı olmamalı, toplumun her kesimiyle ilgili bir konu bu. Her zaman yeni şeyler söylemek , yapmak mümkündür. Çocuklarımızın ahlaki ve kültürel tarafıyla da yetiştirilmeleri önemlidir.  Gençlerimizi fikir, edebiyat, kanaat önderlerimizin eserleriyle buluşturmak zorundayız. Bu top yekün geleceğin inşasıdır. Bunu kimseden beklemeyelim, bunu yapacak olan bizleriz.  Maddi olarak yapılabilecekler konusunda ciddi mesafeler aldık ülke olarak, ancak onun dışındakiler için aynı şeyi söylemek zor. 

Eğitim çalışanlarının bu manada desteklenmesi gerek . Öğretmenlik bir kariyer mesleği olsun istiyoruz. Öğretmene 3600 ek gösterge verilsin. Bakanlık yetkilileri her defasında öğretmeni ölçmek istiyor. Oysa öğretmen kadar ölçülen başka bir kamu çalışanı yok. Dört şey getireceklerini söylediler. Bunlar öğretmene  rotasyon, sözleşmeli öğretmenlik,  dört yılda bir sınav birde performans. Bunların hiçbiri sorunları çözmez, eğitime katkı sağlamaz. Zorlayıcı tedbirlerle başarı elde edilmez. Özendirici düzenlemelerle  hizmet yapılabilir. Öğretmen kendini yetiştirmeli ve yenilemelidir ancak bu mecburi çalışmalarla olmaz.  Bu nedenle keyfi değerlendirmelerle öğretmenin ölçülmesine karşıyız. 

Sınav sistemimizdeki eksiklikleri raporumuzda dile getirdik.  Yerleştirmede sorunumuz vardı ama dikkate alınmadı, yine sistem değişti. Düşük puanla öğrenci alan meslek lisesi öğretmenlerimizi nasıl başarısız sayacağız. Yerleşemeyen bir milyon yedi yüz bin açık lise öğrencimiz var, yani toplamın dörtte biri.  Biz tüm bu konularda sorunları ve çözüm önerilerini yetkililere sunmaya devam edeceğiz.  Eğitimin tüm alanları bizi ilgilendirir, çalışmalar yapmamız lazımdır. Müdahale edersek bir şeyler değişiyor.

Çalışma hayatında sendika bunun için önemli , bir denge unsurudur. Çalışma hayatında değişim ve dönüşüm süreçlerinde var olabilmek için birikimli olmak ve bunu sunmak zorundayız. Eğitimin değişim ve aktörleri olmalıyız. Aldığımız yetkinin hakkını vermeliyiz. Sabırlı ve zorlu bir mücadeledir bu. Önemli olan doğru adımları doğru zamanda atarak kitlesel gücümüzü deforme etmeden mücadele etmeliyiz. Özgün ve ilkeli bir çalışma yürütmeliyiz.  Örgütlü ve organize , dinamik çalışarak verim elde edebiliriz. Örgüt disiplini bunun için şarttır. İnanç, kültür alanında katkılar sunmak da  böyle olur.  Bundan sonra da yapılacak çok işimiz var, her gelinen noktada yükümüz daha da ağırlaşacaktır.  Hizmetlerinizden ve gayretlerinizden dolayı hepinize teşekkür ederim.”dedi.

Konuşmanın sonunda soru-cevap kısmına geçildi.

 

Küfür, Hakaret ve Rencide Edici Yorumlar Yayınlanmayacaktır.

Top